İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Büyümek

Kimse isteyerek büyümez. Büyümek bildiğin, alıştığın dünyayı geride bırakmak, her gün yenilenen bir çerçevede ve bilinmeze doğru yolculuğa çıkmaktır. 

İnsanın bütünlük algısı, her şeyden önce bu dünyada edindiği deneyimden gelir. Bu deneyim anne karnındaki bebeğin tüm güçlülük halidir. Bütünden kopmak, koparılmak büyük bir travmaya sebep olur. İnsan yavrusu ve sonrasında insan bu illüzyonu yeniden yaşayabilmek için fanteziyi sürdürür. Büyümeye direnç, belki de en çok bu bütünlüğün parçası olma fantezisinin bırakılamaması, bu duygu durumunun yeniden tekrar edilmek istenmesiyle ilişkilidir.

 Bu bütünlük hali cennet tasviriyse, cennetten kovulan yani büyümek zorunda kalan için yeniden bütünle ilişkiye geçmek mümkündür. Ancak bunun için kendi yeterliliğini geliştirmesi, kendi potansiyelini gerçekleştirmesi gerekir. Bu da emek harcamayı ve seçimlerinin bir sonucu olduğunu kabullenmeyi gerektirir.

Bu zorlu yolculuğa çıkmak ve kendi emeğiyle bir şeyleri oluşturmak zaman zaman yorucu olur. Bu durumda insan, kolayı seçme eğilimiyle geriye dönme arzusuna yenik düşebilir. Organizmanın yaşamda kalmak için her şeyi basitleştiren mekanizmasına karşın ruhsallık; kaliteyi üretme arayışında, yoğun bir enerji ihtiyacındadır. İnsan ancak ilişki içinde bu ihtiyacı karşılayacak etkileşimi üretebilir. 

Yorumlar kapatıldı.