İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Firmalarda Kişiler Arası İletişim

Firmalarda yapısal sorunların pek çoğu iç yönetimle ilişkilidir. Sağlam ve güçlü bir yapı, rekabetin yoğun olduğu ortamlarda esnek ve dayanıklı bir sistem oluşturur. Zor günlerde bağlılık ve dayanışma, gücümüzün temel dinamiği haline gelir. Departmanlar ve kişiler arası uyum, iletişim blokajların en fazla yoğunlaştığı alandır. Somut verilerle ve datalarla oluşturulmuş, kontrol edilebilir evrenin dışında kalan insani yetiler ve bağlam, dikkati çekecek bir şekilde en çok bocaladığımız ve ayağımıza dolanan, tüm emeklerimizi tehlikeye atan bir nitelikle karşımızda durmaktadır. Bu nokta iç müşterinin iç rakibe dönüştüğü bir hal bile alabilir. 

Binaların kolonları gibi firmaları ayakta tutan sistemler, hatta kişiler bulunur. Stratejinin kültürle harmanlanması bu taşıyıcılar aracılığıyla gerçekleştirilir. Kişiler arası ilişkiler ve iletişim bu açıdan bakıldığında da son derece temel bir öneme sahip. İletişim dediğimiz zaman yalnızca kurumsal iletişim anlaşılmamalı. Sistemde aktarım, işleyiş ve uyum için çalışanların, sistem emekçilerinin rolü ve oluşturdukları bütün öyle hayatidir ki nasıl yönetildiği tüm firma kültürünü belirleyen ana dinamiği oluşturur. Kişiler arası iletişimi doğru bir şekilde analiz edebilmek ancak analitik temelli bir yaklaşımla mümkün olabilir. Firma içinde temel iletişim tıkanıklıkları algı ve atıf teorileriyle açıklanabilir. Fakat transferans ve nesne ilişkileri bu alana daha köklü ve kapsayıcı bir yaklaşım getirir. İnsanların çalıştıkları, vakitlerinin çoğunu geçirdikleri ve kendilerini gerçekleştirmeye çalıştıkları bir alana kendi iç meselelerini taşımaları da son derece doğal. Bunun varlığı insan ilişkilerinin iyi yönetilmesinin gerekliliğini beraberinde getiriyor. Eğer bu genel geçer duruma rağmen kendisini sistemden çekmiş ve tamamen işe odaklanmış çalışanlardan bahsediyorsak bu kez motivasyon kaybı, aidiyet sorunları, yabancılaşma, yüksek turnover oranları ve tükenmişlikten söz ediyoruz demektir. Özellikle yapay zekanın iş hayatına girişiyle birlikte firmalar için insan sermayesini yönetmek çok daha önemli hale gelecek. 

Makineleşmeyle beraber firmaların yaşadığı çalışan bağlılığı sorunlarının üretim sistemine getirdiği zorluklar sosyo-teknik yaklaşımla ortaya çıkan alternatiflerle çözülmeye çalışılmıştı.  Şimdi uzaktan çalışma ve yapay zekanın oyuna iyice dahil olacağı günlerde insan sermayesinin yönetimi daha da önemli bir hale gelecek. Sosyo-teknik yaklaşım yeni duruma göre revize edilmeli ve adaptasyon için firmalar yol haritalarını buna göre belirlemeli. Şimdi strateji oluşturma zamanı…  

Yorumlar kapatıldı.